Öylesine

Hep bilgilendirici, hep ciddi yazı nereye kadar.. Bu yazımda da blog tarzı yazmak istiyorum. Kafama estiği gibi.

Yaklaşık 1.5 ay önce erasmus için Polonya’ya geldim. Bu benim ilk yurt dışına çıkış deneyimim. Gerçek bir deneyim. Etrafınızdaki insanların dilini bilmemek.. ingilizce anlaşmaya çalışmak ama onların ingilizce de bilmemesi… Yani en azından kasabalarda yaşlılar bu şekil. Gençler biraz biliyor neyse ki.

İlk günler sürekli bir gözlemleme, Türkiye ile karşılaştırma. Şuan yaşadığım yer küçük bir kasaba ve o kadar sakin o kadar sessiz ki. İstanbul’dan böyle bir yere gelmek.. vücudumda şok etkisi yarattı noluyor dedim. Ama burayı da çok sevdim. Hem de çok. Hatta birkaç ay sonra dönünce İstanbul’un o kalabalığına, gürültüsüne, betonlarına biraz zor alışacağım gibi, acılı bir süreç olacak. Büyük şehirde o kadar telaşlı o kadar koşuşturmacalı geçiyodu ki hayatım; burada insanların sakinliğine, yavaşlığına, arabaların yaya geçidinde durmasına, hatta yol trafikliyken bile yaya geçidinin üstünü boş bırakmalarına çok şaşırdım. Bir yandan çok sevdim, yeşilliğine hayran kaldım, temiz havasına doyamadım doyamıyorum. Yurttan bir adım sonra nehir manzarasıyla karşılaşmak buradaki en büyük mutluluklarımdan biri. Erasmus için daha iyi bir yer seçemezmişim. Anladım ki ben kendimi doğada buluyorum. Yeşillik görünce canlanıyorum. İşte kimileri erasmustan neler bekler ben neler..

Bu arada Türkler her yerde. Yurtta zaten 9 türküz. Gezdiğimiz yerlerde sürekli türklerle karşılaşıyoruz, onları duyuyoruz. Pek yabancılık çekmiyorum yani bir tek konumum farklı kulaklarım yine hep türkçe duyuyor..

Vienna

Sırt çantamı alıp seyahat etmek o şehirden bu şehire. Son zamanların favorisi. Rota oluşturmak ve bilet almak en dertli kısmı ama gezideyken ve gezi sonrası hisler.. harika. Bilet almak ciddi dert bu arada. Bi ara bir tavsiye yazısı yazacağım her şey ile ilgili. Gezideyken hediyelik anı vs biriktirmenin de en karlı yolu kartpostal bu arada. Magnetmiş küçük süslermiş vs her şey pahalı. Yani en azından benim açımdan.. Tabi çok beğendiğim şeyleri alıyorum ama koleksiyon olarak kartpostala başladım.. Ah öğrencilik.

Hibe yetmiyo bu arada. Yani eğer sadece gelip yurtta takılıp okula gidip gelicekseniz yeter. Ama ben ülke ülke gezeyim, yeni şeyler deneyeyim hediyelik alayım derseniz no. Ek paraya ihtiyaç var.

Buradayken biraz büyüdüm de. Çamaşır makinesi çalıştırmayı öğrendim. Yemek yapmaya elim artık biraz daha yatkın. Canım, sağlığım, eşyalarım her şeyim kendi sorumluluğumda, bir şey olursa tek başıma halletmek zorundayım. Ama neyse ki teknoloji var, whatsappta görüntülü konuşma var. Henüz kimseyi özlemedim mesela. Zaten bir tık uzağımdalar.

Öyle işte. Daha çok var ama erasmus ve Polonya hakkında ilk hislerim bunlar. Buraya kadar okuduysanız tebrik ederim. info@reyhangoc.com ‘dan bana ulaşın lütfen. Ya da yorum yazın. Böyle yazılar nasıl iyi oluyor mu yoksa eskisi gibi devam mı edelim? Bekliyorum yanıtlarınızı. Kendinize iyi bakın, çünkü kendimizden başka kimse bize daha yakın değil.

Bir cevap yazın